Tanrılar, İnsanlar ve Kozmos: Sümer Mitlerinden Felsefi Çıkarımlar

Sümerler, yazılı tarih öncesi dönemin en eski medeniyetlerinden biridir ve bugün bildiğimiz pek çok düşünsel ve kültürel mirasın kaynağını oluştururlar. Sümer mitolojisi, onların dini inançlarını, yaşam anlayışlarını ve evreni nasıl gördüklerini anlamamıza yardımcı olan eski hikâyelerden oluşur. Bu mitler sadece eski zamanların inançlarını yansıtmakla kalmaz, aynı zamanda insanın varlık amacına, özgürlüğüne, toplumsal düzenine ve Tanrılarla“Tanrılar, İnsanlar ve Kozmos: Sümer Mitlerinden Felsefi Çıkarımlar” yazısının devamını oku

Platon Diyalogları

Bu yazının içeriği Platon diyalogları hakkında kısa kısa notlar.. PROTAGORAS Bilgi ve erdem hakkındadır. Erdemin edinilmesi problemini ele alır. Erdem öğretilebilir mi, öğretilemez mi? Çeşitli erdemler tek bir erdemin bölümü müdür, yoksa bir tek ve aynı şeyin çeşitli adları mı? Protagoras siyaset sanatını, iyi yurttaş olmayı öğrettiğini iddia eder. Sokrates ise bunun öğretebilir bir şey“Platon Diyalogları” yazısının devamını oku

Schopenhauer ve Aşk

Aşk nedir? Romantik kalpler için midemizde kelebekler uçuşturan, ruhumuza dokunan, varlığımızı derinden titreten bir duygu olarak tanımlanabilir. Aşk, bazen alışılagelmiş zaman kurallarını bir anda bozar; bir ömür, tek bir bakışa, bir dokunuşa, bir gülüşe sığabilir. Aşk, zamanın durduğu, geçmiş ve geleceğin anlamını yitirdiği, sadece o anın var olduğu bir deneyimdir. Ancak aşk, yalnızca mutlulukla sınırlı“Schopenhauer ve Aşk” yazısının devamını oku

Aristoteles ve Etik

Yeni bir seriye geçiş yapıyorum. Okuduğum kitapların içeriğini unutmamak adına üzerine düşündüğün kısımları alıntılayıp çeşitli notlar alıyordum. Bunu neden burada yapmıyorum diye düşündüm. Belki birinin buraya yolu düşer ve benim altını çizdiğim cümleler ona yeni bir düşünce yolu açar.. Bir uyarı ile önsözü kapatalım.. Yaptığım alıntılar bazen kitabın temel düşüncesini ve filozofların ne anlatmak istediğini“Aristoteles ve Etik” yazısının devamını oku

Pythagoras ve Ruh

Pythagoras kendisini filozof -bilgeliği arayan kişi- olarak adlandıran ilk kişidir ve ‘sayıların babası’ olarak bilinir. Pythagorasçılar her şeyin matematikle ilgisi olduğuna ve gerçekte var olanın sayılar olduğuna inanmışlardı. Dolayısıyla sayılar sayesinde bir düzen var, sayılar olmasaydı hiçbir düzen bulunmazdı. Onlara göre her şey sayılarla ilişkidedir. Örneğin müzik matematiksel oranlara indirgenir; notalar belli bir düzendedir. 1“Pythagoras ve Ruh” yazısının devamını oku

Felsefenin Arkhesi

Felsefenin başladığı ilk yer olarak İyonya kabul edilir. Neden İyonya? İyonya dönemin diğer medeniyetlerinden farklı olarak bağımsız bir devlet yapısına sahipti. Ayrıca yazılı dinsel dogması bulunmazdı. Herhangi bir din ya da devlet tarafından sınırlandırılmadılar. İyonyalılar ise zengin ve varlıklı insanlardı. Özgür bir düşünme ortamında özgürce fikirlerini sunabilme imkanına sahiptiler. Dolayısıyla varoluşu düşünmek için vakitleri vardı.“Felsefenin Arkhesi” yazısının devamını oku

Platon Mağara Alegorisi

Platon kitaplarını diyaloglar halinde aktarır. Çünkü felsefenin diyalektik -tartışma ve düşünme sanatı- ile iş göreceğine inanır. Diyaloglarda ana kahraman Sokrates’tir. ‘Devlet’ adlı kitabında Mağara Alegorisi yine Sokrates’in diyaloğundan anlatılır. “Yer altında mağaramsı bir yer, içinde insanlar. Önde boydan boya ışığa açılan bir giriş… İnsanlar çocukluklarından beri ayaklarından, boyunlarından zincire vurulmuş, bu mağarada yaşıyorlar. Ne kımıldayabiliyor“Platon Mağara Alegorisi” yazısının devamını oku

Descartes Tanrı Kanıtlamaları

Descartes’ın yöntemi şüphe etmektir. İnandığı bütün sistemleri, bilgileri yıkarak yeniden inşa eder. Böylece her şeyden şüphe ederek hakikate ulaşacağını düşünür. Yıkıp inşa ettiği ilk şey kendisidir: “Cogito ergo sum”. Şüphe etmemizin ön koşulu düşünmektir. Öyleyse ben varım ve düşünen bir şeyim. Tanrı konusunda: Başlangıçta tanrıdan da şüphe eden Descartes -çünkü yöntemi her şeyden şüphe edip“Descartes Tanrı Kanıtlamaları” yazısının devamını oku

Cogito Ergo Sum

Descartes ‘düşünüyorum, öyleyse varım’ yargısına nasıl ulaşmıştı? Günlük hayatta sıkça duyduğumuz bu önermenin altında yatan düşünce nedir? Descartes Cizvit okulunda eğitim alır. Bir gün okulda öğrendiklerinin doğru olmadığını fark eder. Bu onu her şeyden şüphe etmeye yöneltir. Şüphesinin amacı hakikate ulaşmaktır. Var olduğunu düşündüğü her şeyden tek tek şüphe edemeyeceği için genellemeler yapar, yani ilkelerden“Cogito Ergo Sum” yazısının devamını oku

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın