Bu yazının içeriği Platon diyalogları hakkında kısa kısa notlar..
PROTAGORAS
Bilgi ve erdem hakkındadır. Erdemin edinilmesi problemini ele alır.
Erdem öğretilebilir mi, öğretilemez mi? Çeşitli erdemler tek bir erdemin bölümü müdür, yoksa bir tek ve aynı şeyin çeşitli adları mı?
Protagoras siyaset sanatını, iyi yurttaş olmayı öğrettiğini iddia eder. Sokrates ise bunun öğretebilir bir şey olmadığını düşünür. Tartışmanın başında erdemin öğretilemeyeceğini dile getirir. Protagoras’a göre erdem birdir. Erdemin bölümleri ise doğruluk, dindarlık, ölçülülük, cesaret ve bilgeliktir. Sokrates tartışmanın sonunda şuraya varmakta: Doğruluk, ölçülülük, cesaret, dindarlık, bilgelik bilimdir. Bunlar bilimse erdem öğretilebilir.
“Kötü olmamızın tek bir nedeni vardır, o da bilginin yok olmasıdır.”
PROTAGORAS
“İnsanlar kötü bir şeyi bilerek yapmazlar, doğamız gereği iyi şeyleri kötü şeylerden daha üstün görürüz.”
KRİTON
Sokrates ölüm cezasına mahkum edilmiş ve hapishanede cezasını beklemektedir. Dostu Kriton gelir ve Sokrates’e kaçmasını istediğini söyler. Ancak Sokrates için önemli olan hapisten kaçmanın adil olup olmadığıdır.
“Önemli olan yaşamak değil, iyi yaşamaktır.”
Kriton
“Ya çocuk sahibi olmamalı ya da yetişmeleri ve eğitimleriyle sonuna kadar uğraşmalı.”
KHARMİDES
Erdemle ilgilidir. İnsanın ahlak bakımından üstün oluşunu ele alır. “Sofrosine” kelimesi geçer; aklı başında, en üstün erdeme erişmiş insan olarak.. Erdem: Bilgelik, aklı başındalık ve ölçülülüktür. Bilgelik, ölçülü ve ılımlı davranışı konu edinir. Erdemde akıl ve düşüncenin önemli bir yeri vardır. Erdem ve ahlak üstünlüğü bilgiye dayanır.
İnsana gerekli olan bilgi, iyi ve kötünün bilgisidir. Bu bilgi diğer bütün bilgilerden daha üstündür.
“Bilgelik… belki sadece bilip bilmediğini bilmektir.”
KHARMİDES
“Bilimin gösterdiği yolda yürümek iyi ve mutlu bir hayat sürmektir.”
“Kendini de ne derece bilge isen o derece mutlu saymalısın.”
LAKHES
Cesaret hakkındadır. Cesaretin ne olduğu üzerinde tartışılır. Sokrates değişmeyen kapsayıcı tümel olan bilgiyi aramaktadır.
Kendisini hiçbir neden yokken tehlikeye atan biri cesur değil çılgın, bilge ve iyi değil aptal ve güvenilmezdir. Gerçek cesaret bilgece bir korkunun karşısında olur. Bu yüzden cesaret bilgelikte, iyiye ve kötüye ilişkin bilgidir. Bilge insan cesurdur.
“Doğru karar vermeye niyetin varsa çoğunluğa göre değil de bilgiye göre karar vermen gerektiğini düşünüyorum.”
lakhes
“Başkalarına bakıp kendine bakmayı unutuyorsun.”
LYSİS
Dostluk hakkındadır. Dostluğu doğuran nedenleri araştırır. Örneğin bize yararlı olan dostluğu doğurmaktadır. Dostluğun özünün ne olduğunu sorgular. İyi insanlar dost olurlar, ancak iyiliğin dostluğa ihtiyacı yoktur. Dostluk bir başka şey için değil, kendisi için aranmalıdır.
“Anlaşılan, dostluk yumuşak, pürüzsüz ve yağlı bir şeye benziyor ve belki de işte bu yüzden elimizden kayıp gidiyor.”
LYSİS
“Her şey kendisine benzer olanı değil, karşıt olanı arzular: Kuru ıslağı, soğuk sıcağı, acı tatlıyı, keskin körelmişi, boş doluyu, dolu boşu. Başka her şey için bu ilke geçerlidir. Çünkü karşıt karşıtını besler. Benzer benzerinden haz almaz.”
“Hiçbir şey uğruna ve hiçbir şeyden ötürü mü, yoksa bir şey uğruna ve bir şeyden ötürü mü dost olur insan?”
“İnsanın ihtiyaç duyduğu şey, bir eksiğini tamamlayacak olan şeydir.”
KÜÇÜK HİPPİAS
Bilerek mi yoksa bilmeden mi kötülük, adaletsizlik ve haksızlık yapmak daha iyidir? Tartışma sonucunda varılacak sonuç Sokrates için bilerek isteyerek kötülük yapmanın daha iyi olduğudur. Bir konuda bilerek isteyerek yalan söyleyen bir adam, o konuyu daha iyi bildiği için daha iyi bir zihin ve ruh haline sahiptir. “Bilerek isteyerek kötülük yapan, güzel olmayan ve haksız işler yapan kişi, iyi insandır.”
Sokrates aslında “hiç kimsenin bilerek isteyerek kötülük yapmayacağını” savunur. İnsanların iyi-kötü eylemleri bilgiye, tekneye-sanata dayanır. Sanat iyi eylemlere götürdüğü gibi kötü eylemlere de götürebilir. Sanat öğretilebilir. Dolayısıyla ahlaki eylem de öğretilebilir.
“Ruhumu cehaletten kurtarırsan, bedenimi bir hastalıktan kurtarmış olmaktan çok daha büyük bir iyilik yapmış olacaksın.”
KÜÇÜK HİPPİAS
“Bilgisiz insan yalan söyleyemez.”
ALKİBİADES I-II
Ahlaki konuları ve erdemi ele alır. Birinci kitapta kişinin kendini tanımasında hikmet ile ilgilidir. Bilgelikle bağlantılı olarak basiret ve ölçülülük söz konusu edilir. İkinci kitabında ‘ahlaken iyi olanın’ bilinmesinin önemini vurgulamak amaçlanır. Ahlaki bilgi eksik olduğunda doğru davranışa, iyiliğe ve mutluluğa erişilemez.
Sokrates’e göre aşk, insan hayatını zenginleştiren, onu mutlu kılan şeydir.
Sokrates insanı bir bütün olarak ele alsa da beden ve ruh arasında bir ayrım yapar ve gerçekten var olanın ruh olduğunu ifade eder. Bütün yapılıp edilen eylemler ruhun iyiliği için yapılmalıdır.
“Bilmediğinin farkındaysan arasın..”
ALKİBİADES
MENEKSENOS
Retorik sanatının politika ve eğitim alanlarındaki yeri tartışılır. Sokrates retoriğe dayalı eğitimi ve siyasette politik bir araç olarak retoriğin kullanılmasını eleştirir.
Gorgias’ta politik retoriği halka dalkavukluk etme sanatı olarak değerlendirir. Phaidros’ta ise ruhu avlama sanatı olarak ele alır.
Sokrates’e göre doğruluk ve erdemin dışındaki bilgiler, bilgelik değildir.
“Hiçbir şeyde aşırı olma.”
MENEKSENOS
GORGİAS
Retoriğin ahlak ve siyasetteki rolü ele alınır. Retorik ne devlete ne de bireylere yararlıdır. Retorik bir kandırma sanatıdır. Retorik insan mutluluğu açısından araştırılır.
“Kim bilir belki de yaşamak ölmektir, ölmek de yaşamak.”
gorgias
“İnsanların en mutlu olanı ruhunda hiçbir kötülük taşımayandır. Çünkü ruh kötülüğü kötülüklerin en büyüğüdür.”
“…gerçek asla çürütülemez.”
EUTHYPHRON
Dindarlık hakkında konuşulur. Dindarlık tanımı yapılmaya çalışılır. Neyin gerçekten dindarlık olduğu araştırılır. Sokrates dindarlığın ölçüsünü tanrıdan bağımsız hale getirir. Sokrates için dindarlık doğruluk ve adaletin bir parçasıdır.
Bir şey, var olan bir şey olduğu için değil, var olmakta olduğu için “var olan” adını alır.”
EUTHYPHRON
KRATYLOS
Dilin kökeni problemini ele alır. Adların ait oldukları şeylerle ilişkisi ve işlevleri araştırılır.
Hermogenes adların doğruluğunun bir uzlaşmaya bağlı olduğunu savunmaktadır. Kratylos ise her nesnenin doğru bir adlandırması olduğunu savunmaktadır. Nesneler ile adlar arasında doğal bir bağ vardır. Sokrates, nesnelerin araştırılmasında adları kılavuz olarak kullanmanın yanılgı olduğunu düşünmektedir. Sonuçta varılan yargıya göre, nesneler adların yardımı olmaksızın bilinebilir. Nesneleri bilmenin yolu, nesnelere de başvurmaktır.
“Beden, ruhun mezarıdır.”
KRATYLOS
“Ruh bedenin eşidir ve onun var olma nedenidir. Bedene yaşam veren, onun nefes almasını sağlayan şey ruhtur. Bu ortadan kalktığında beden de ölecektir.”
“İçinde en ufacık kötülük olmayan bir insanın var olduğuna inanır mısın?”
MENON
Erdem öğretilebilir? Menon ile erdemin ne olduğunu araştırırlar, ancak bir sonuca ulaşmazlar. Menon bu sorunu bırakıp ‘erdem öğrenilebilir mi?’ sorusunu araştırmak ister. Sokrates’te buna uyar.
“Erdem de bilgi/bilim ise, öğretilebilir demektir.”
MENON
“Erdem ne tabiat vergisidir, ne de öğrenilebilir. Erdem, ona sahip olanlara bir tanrı vergisidir, akılla ilgisi yoktur.”
“İnsanda her şey ruha, ruhun kendisi de akla bağlıdır.”
“Erdem ruha ait bir şeyse ve muhakkak faydalıysa, akıldan başka şey olamaz.”
“Sana erdemi tanımlayayım: güzele duyulan istekle onu elde etmek gücü.”
“Bilgiyi kendiliğinden bulmak, onu yeniden anımsamak değil midir?”
“Ruha ait şeylere bakalım; bunlar ölçülülük, doğruluk, cesaret, kolay öğrenme, zihinde tutma, iyi yüreklilik ve daha başka benzer şeyler…”
PHAİDROS
Ruhun yapısı, sevgi, güzellik, aşk, ve retorik hakkındaki düşüncelerini dile getirir.
“Sürekli hareket eden şeyler ölümsüz olduğu için her ruh ölümsüzdür.”
phaidros
“Ben öğrenmeye tutkunum.”
“Aşkımın kölesi değil, kendimin efendisi olacağım.”
“Ayrıca bir yere doğru küçük adımlarla ilerlersen, büyük adımlarla ilerlediğinden daha az fark edilirsin.”
ŞÖLEN
Sevgi ve dostluk üzerine konuşulur.
“İnsanın salt güzellikle karşı karşıya geldiği an yok mu sevgili Sokrates, işte yalnız o an için insan hayatı yaşanmaya değer!”
ŞÖLEN
“Her birimiz, insanın tamamlayıcı birer parçasıyız; bir dil balığı gibi, bir bütünün yarısına benzer, onun için de hep tamamlayıcı parçamızı arar dururuz.”
PARMENİDES
İdealar ve özdeşlik üzerine konuşulur.
“O halde varlık hem olabilecek en küçük şeyler, hem olabilecek en büyük şeyler, hem de her biçimde olan şeyler olarak bölünmüştür ve nesnelerin hepsinden daha çok parçalara ayrılmıştır; parçaları da sayısızdır.”
PARMENİDES
“Ama ‘an’, devinme ile durdurma arasında bulunan garip bir şeydir; hiçbir zamanın içinde değildir ve hem ona doğru hem de ondan, devinen şey durmaya doğru değişir, duran şey de devinmeye doğru.”
THEAİTETOS
Bilgi problemi temel alınır ve bilgi tanımlamasına ulaşılmaya çalışılır. Doğru bilgiye ulaşmanın yolları hakkında tartışılır. Ebelik sanatının önemi anlatılır.
“Tanrı beni ebelik yapmaya zorlar, doğurmama ise engel olur. Bu nedenle ben ne bir bilgeyim, ne de ruhumdan doğmuş, kendi bulduğum bir şey vardır.”
theaİTETOS
“Ruh ise okuma ve inceleme sayesinde hareket eder ve bilgilenir, bu sayede kendisinin sağlığını devam ettirir.”
“Eğer bir resme gereğinden fazla yaklaşırsan resimden hiçbir şey anlayamazsın.”
“Ne dersin bilgi konusunda halen doğum yapmamız gerekiyor mu? Halen acı çekiyor musun?”
SOFİST
Theaitetos diyaloğunun devamı niteliğindedir. Bilgi hakkındadır. Yunanca ‘sophia’ sözcüğünden kaynaklanan bilgin, bilgileri ve sonrasında öğretmen anlamına gelen sofist sözcüğü Sokrates tarafından alaycı bir tavırla bilgiçlik taslayan olarak adlandırılır. Bilginin satılabileceğini düşünen sofistlere bir eleştiri vardır.
“Akılsız ruh, çirkin ve ölçüsüzdür.”
SOFİST
“Filozof iki şey birden isteyen çocuklar gibi davranmalıdır, varlık ve bütünün hem değişme halinde hem de durağan olduğunu kabul etmelidir.”
“Ruhta iki türlü bozukluk vardır: Korkaklık, ölçüsüzlük, adaletsizlik, hepsi hastalık olarak görülmesi gereken şeylerdir.”
PHİLEBOS
‘İyi nedir?’ ve ‘Haz veren şey iyi midir?’ sorularına cevap aranır. İyi hayatın ne olduğu problemi ayrıntılı bir biçimde ele alınır. ‘Haz iyi bir hayatın belirleyici bileşeni olabilir mi?’ problemi detaylı bir şekilde tartışılır.
“Umut dediğimiz şey de, her birimizin kendi kendimize söylediğimiz şeylerdir.”
philebos
“Evrenin bedeninde ruh olmasaydı, onda bizde olan şeylerden her bakımdan daha güzelleri bulunmasaydı, bedenimiz ruhunu nereden alırdı?”
” İyilik konusunda söylenmesi kesinlikle gerekli olan şey, her zeki insanın onu aradığı, onu istediği, ona ulaşmaya, onu elde etmeye çabaladığıdır.”
TİMAİOS
Evrenin yaratılışı hakkındadır. Evrenin nasıl oluştuğuna dair kendi öğretisini ve doğa anlayışını ortaya koyar. Kritias’ta söz konusu edeceği Atlantis’ten ilk kez burada söz eder.
“Tanrı kötülüklerin nedeni olarak kendisinin görülmesini istemedi. Bu nedenle de ruhlara kuralları anlattı, bazılarını dünyaya, bazılarını aya, bazılarını da diğer zamanların üzerine koydu. Bu tamamlandıktan sonra ölümlülere şekil verdi, insan ruhunda bulunması gereken, olması gerektiği halde halen eksik olan şeyleri ekledi.”
timaios
“Ruhun çektiği büyük acıların nedeni bedenin istekleridir.”
“Ama Tanrı ruhu bedenden önce, yavaş ve erdem bakımından da ona üstün yaratmıştır. Çünkü ruh, egemen olmak, buyurmak için, vücut da boyun eğmek için oluşturulmuştur.”
“Dünya kendi soyunun tek ve muhteşem gökyüzüdür.”
KRİTİAS
Atlantis’ten bahseder. Kritias, eskiden rahiplerin anlattığı ve Solon’un da kaydettiği savaşlardan, Akropolis’ten, şehrin yapısından ve nasıl kurulduğundan söz eder. Kayıp ada Atlantis’ten söz edilir.
“”Unutma ki, Kritias, korkaklar hiçbir zaman zafer anıtları dikememişlerdir.”
kritias
“… erkek olsun kadın olsun, topluluk halinde yaşayan bütün canlı varlıklarda tabiat, her cinse mahsus olan yetenekleri her iki cinsin beraberce kullanabilmesini istemiştir.”
YASALAR
Yasalar on iki kitaptan oluşur ve toplum görüşüne yeni bir boyut katar. Devletin temelini oluşturması gereken yasalar sıralanır. Yasa koyucu akılsal olarak toplumun gereksinimlerine karşılık gelen bir kurallar bütününü nasıl kuracaktır?
“Kendi kendini yenmek zaferlerin en güzeli, kendine yenilmek ise en kötüsüdür. Bu, hepimizin içinde kendimize karşı bir savaş olduğunu gösterir.”
yasalar
“İnsanların kendileri için yasa koymaları ve bu yasaya göre yaşamaları zorunludur, yoksa en vahşi hayvanlardan hiçbir farkları kalmaz.”
“Doğru yaşam ne haz peşinde koşmak olmalı, ne de kesinlikle acıdan kaçmak, tersine az önce dinginlik diye adlandırdığım orta yolu bulmak olmalı.”