Descartes Tanrı Kanıtlamaları

Descartes’ın yöntemi şüphe etmektir. İnandığı bütün sistemleri, bilgileri yıkarak yeniden inşa eder. Böylece her şeyden şüphe ederek hakikate ulaşacağını düşünür. Yıkıp inşa ettiği ilk şey kendisidir: “Cogito ergo sum”. Şüphe etmemizin ön koşulu düşünmektir. Öyleyse ben varım ve düşünen bir şeyim.

Tanrı konusunda: Başlangıçta tanrıdan da şüphe eden Descartes -çünkü yöntemi her şeyden şüphe edip hakikate ulaşmaktı- daha sonra “Tanrı ve ruh bilgisinin insan zihninin sahip olabileceği en kesin ve açık bilgiler” olduğunu söyler.

“Sonlu bir varlık olarak olarak sonsuz bir öz tarafından bana verilmedikçe sonsuz bir öz idesine sahip olamam.” Burada söyleneni farklı bir şekilde daha dile getirir; kusurlu olan ben, mükemmel olan Tanrı idesini ancak O, zihnime yerleştirmişse bilebilirim.

Descartes – Meditasyonlar

“Tanrı idesi de kendimle ilgili olan ide gibi, doğuşum, yaratılışımla birlikte doğmuş, benimle birlikte gelmiştir.” “Tanrı olmasaydı, doğam şimdiki gibi olmazdı ve tanrı idesine sahip olamazdım.”

Descartes – Meditasyonlar

1.Kanıtlama: “Tanrının varlığı en azından sayılar ve biçimler üzerine kurulu, matematiksel hakikatler kadar gerçek bir bilgi olarak zihnimde yer alır.”

2.Kanıtlama: Mükemmellik ilkesi. Kusurlu bir varlık olarak mükemmeli biliyor oluşumdan çıkarır.

3.Kanıtlama: Tanrı idesini dış dünya ile oluşturmam mümkün değil -çünkü dış dünyada mükemmellik yok. Bazı fikirler doğuştan gelir. O halde tanrı idesi insan zihninde doğuştan vardır.

Descartes’a göre Tanrı olmasaydı hakikate, kesin bilgiye ulaşamazdık; belirsiz ve şüpheli bilgilere sahip olurduk.

“Açık ve seçik olarak gördüğümüz her şeyin doğru olduğu düşüncesi ancak Tanrı var olduğu, yüce ve yetkin bir varlık olduğu ve her şeyi mutlak anlamda tanrıya borçlu olduğumuz için kesindir.”

Son olarak Tanrı düşüncesine kolayca ulaşamamış olmamızın sebebini, dış dünyanın gerçekleri ve önyargılarımız olarak ele alır.

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın